Hayata nasıl baktığımız ve beklentilerimiz her geçen gün değişiyor.

Bir çocuk dünyaya geldikten hemen sonra içten içe bir yarışa doğru sürükleniyor. Ana dilini öğrenirken yanında ingilizce kelimeler de serpiştiriliyor, çizgi filmler, şarkılar, oyunlar hep ingilizce olmaya başlıyor. Yemek yiyebilmesi için elinde tablet, youtube üzerinden videolar izletiliyor. Biliniyor ki artık anadil tek başına yeterli değil. Her anne baba da artık ingilizce eğitimi ve hatta diğer dilleri öğrenmenin ne kadar önemli olduğunun ve çocuğun geleceğini nasıl şekillendireceğinin farkında.

En önemlisi de iyi telaffuz ve akıcı ikinci dil kullanımı için ne kadar erken başlarsa o kadar kalıcı ve sürdürülebilir oluyor.

Tabi bu öğrenme sürecinin mutlaka bilinçli olması gerekiyor. Kreş, anasınıfı ile başlayan okulda dil öğrenme süreci üniversiteye kadar gidiyor. Yalnız Türkiye’deki eğitim sisteminin yapısı dolayısı ile dil eğitimi doğal ve sürdürülebilir olmaktan çıkıp ezberci ve sınav odaklı olmaya başlıyor. İşte en tehlikeli kısım burası. Dil tekrar edilerek, kullanılarak öğrenilir. Bolca konuşup mantığını anlamadan yalnızca dilbilgisi öğrenerek ingilizce öğrenilmez.

Bu nedenledir ki, bu işe biraz daha yatkın olan ve bilinçli olan aileler, tabi bütçeleri de müsaitse yurtdışında eğitim takviyesi ile ya da özel dersler ve dil okulları ile çocuklarının dil öğrenme ve kullanma süreçlerine destek oluyor.

Keşke okullarda çocuklar yarış atı pozisyonunda, sınav odaklı ve ezberci bir eğitim ile yetiştirilmese, ama malesef elde şu an bu var.

O zaman doğru takviye yapmak lazım, doğru dil eğitimini ve dil okulunu seçmeli. Eğitim kurumunun ne kadar iyi olmasının yanı sıra hocaların kalitesi, yaklaşımı, öğretme tarzı da oldukça önemli. Her yaş grubunun öğrenme tarzı birbirinden farklı olduğu için eğitim almadan önce, seviye belirlenmesi, ilgili seviyede dersi verecek hoca ile tanışması ve deneme ders yapması oldukça iyi olur. Bu arada hocanın iyi olması öğrencinin iyi öğreneceği anlamına gelmez. Bazen hoca ile öğrenci iyi iletişim kuramaz, zorlamaya gerek yok, hemen değişikliğe gitmek gerek. Bu iş severek yapılır, öğrenmek için istemek lazım, istemesine engel olacak her türlü etkenden uzak durulmalı.

Kendinizden örnek alın, yapmak istemediğiniz birşeyi zorla size dikte ederlerse, geçiştirirsiniz, severek asla yapmazsınız.

İngilizce eğitimi önemli, fakat koşulların iyi kontrol edilmesi ve sürdürülebilir olması gerekiyor. Bir de öğrendiğimiz dili hayatımızın bir parçası haline getirmeyi unutmamalıyız, kullanmayacaksanız niye öğreniyorsunuz? 🙂

 

TEILEN
Önceki İçerikTanıtım Filmi ile Markanızı Dijitale Taşıyın
Sonraki İçerikEnerji Tüketimine Dikkat!

Hanife Çilingiroğlu / Pazarlama Müdürü

Güzel Atlar Diyarı, Kapadokya’dan geldi İstanbul’a…
Hayata dair teorileri var…
Seviyor, çalışıyor ve yaşıyor, bazen en çok çalışıyor…
İnternet üzerine yeni teknolojileri takip ediyor, hem kurumsal hem bireysel için “nette bilinçli sosyallik” üzerine saatlerce konuşabilir…
En çok gülümse(t)meyi sever, bilir ki çoğu zaman bir tebessüm hayat kurtarır…
Bitki çayları var bir de, asla vazgeçemez.. Hatta son gözdesi; “ballı, tarçınlı ve sütlü yeşilçay” şiddetle tavsiye olunur…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here